24 Eylül 2010 Cuma

bazı kelimelerin sesi çıkmaz

   Sorular vardı kızın aklında, cevaplarının çocukta saklı olduğuna inandığı. Devrik cümleler vardı çocuğun aklında, sorulara cevap olmasını umduğu.
   İki gölgeydiler sokakta. Gölgeleri sokaktan çıkmak ister gibi uzanıyordu uzaklara. Gölgelerinin uzunluğuna bakıp tayin ettiler saati. Dönüp geriye bakmak zordu, saati öğrenmek için bile olsa ikisinin de kalmamıştı takati. Elleri ceplerinde yürüyorlardı yan yana. Yan yana... En kolay savunma sanatıydı aralarında; yüz yüze konuşmaktansa yürümek yan yana. Kızın gözlerinden kaçıyordu çocuk, kızsa çocuğun gözleriyle ağlamaktan.
   Bir süre kızı ve kendisini seyretti çocuk. Bir gölge oyunuydu seyrettiği, belki de bir hayal... El ele tutuşuyordu iki gölge, göz göze yürüyorlardı yolu. Bu ikisi bizim gölgemiz olamaz, diye düşündü çocuk. Dudakları buluştu gölgelerin o sırada. Duraksadı çocuk. Gözlerini açtı, gözleriyle karşılaştı kızın. Kızın dudaklarında buldu dudaklarını. Bir gölge oyununda uyandı.
   Çekti kız dudaklarını. Bir anda yabancı olmuştu dudaklarındaki. Çocuk, bitti, dedi. Kız, bitmesi için başlaması gerekir, diye haykırdı içinden. Çocuk, yanlış zaman, dedi. Kız, yanlış insan, dedi içinden. Sessizliğin öldürüyor, dedi çocuk. Kelimelerin yaralıyor beni, dedi kız içinden. Arkasını dönüp terk etti sokağı çocuk. Gitme, dedi kız içinden.

3 yorum:

  1. bu kadar uyabilirdi şu an ki durumuma

    YanıtlaSil
  2. çok tanıdık bu hikaye..

    YanıtlaSil
  3. herkesi seferber edip şu yazıyı aradığım günlere döndüm şunu tekrar okuduğumda.

    YanıtlaSil